Feline immunodeficiency virus, yani kısaca FIV; kedilere özgü bir virüstür. Bu virüs, bağışıklık sistemini tehdit olarak algılayıp saldırı yoluyla zayıflattığı için HIV’e oldukça benzerdir, bu yüzden kedi AIDS’i olarak da bilinir.
İlk olarak 1980’lerin ortalarında tanınan ve dünya çapında birçok hayvanda görülen bu hastalık, kedilerin yalnızca %2,5 ila %4,4’üne bulaşabilen bir Retrovirus enfeksiyonu olarak tanımlanır ve çok yaygın bir enfeksiyon değildir. FIV’in birçok alt türü bulunur ve risk grupları alt türlerin özelliklerine göre değişkenlik gösterir.
 

FIV Hastalığı Nedir?

Kedilerde FIV hastalığı, doğrudan bağışıklık sistemine saldırarak enfeksiyon oluşumuna yol açan ve diğer hastalıklara karşı savunma mekanizmasını işlevsizleştiren bir virüstür. Halk arasında kedi AIDS’i olarak da bilinen bu hastalık, viral bir enfeksiyondur. Hastalığa maruz kalanlar, pozitif olmayan diğer kedilere kıyasla daha zayıf bir bağışıklık sistemine sahiptirler.
FIV başlangıçta, kedi sahipleri tarafından fark edilemeyecek ölçüde, sıradan ve kısa süreli semptomlarla ortaya çıkabilir. Bağışıklık sistemleri zaman içinde zayıflayan ve dışarıdan gelecek tehditlere bu süreçte açık hale gelen FIV enfekte kedilerde, uzun süre belirgin bir semptoma rastlanmayabilir.
Kedilerde FIV hastalığı virüsü ve insanlarda görülen AIDS hastalığı virüsü aynı Retrovirüs ailesinde yer alırlar ancak farklı canlı grubunu enfekte eden hastalıklardır.
 

 
 

FIV Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Kedilerde FIV hastalığı, kedi sisteminde oldukça yavaş bir biçimde hareket edebilir. Bu nedenle kediler gözle görülür FIV belirtileri göstermeden yıllarca yaşayabilirler. Ancak FIV hastalığı ilerleyen dönemlerinde kedilerin bağışıklık sistemini iyice baskılayacağı için sık yaşanan hastalıklar gözlemlenebilir. Zaman içinde bağışıklık sistemi iyice zayıflayan kediler, zararsız gibi görülen virüs ve bakterilere karşı savunmasız hale gelebilirler. FIV sebebiyle yaşanan bu sık hastalanma dönemleri, ilerleyen zamanlarda kedilerin bünyesini yorar ve zayıf düşmelerine sebep olur.
Genellikle karşılaşılan FIV belirtileri şu şekildedir:
  • Ateş
  • Kansızlık
  • Yorgunluk
  • İştahsızlık
  • Kilo kaybı
  • Kusma
  • Ağız ve diş etlerinde iltihaplanma
  • Gözlerde, deride, üst solunum yollarında veya mesanede kronik veya tekrarlayan enfeksiyonlar
  • Tüy yapısının sağlıksız görünmesi
  • Sürekli ishal
  • Kalıcı göz problemleri
  • Davranış değişiklikleri
  • Nörolojik bozukluklar

FIV virüsü ile enfekte olan birçok kedi, ilerleyen dönemlerde farklı hastalıklar geliştirme riski altında olabilir.
 

Kedilerde FIV Tanısı Nasıl Koyulur?

Kedilerde FIV hastalığının teşhisi için veteriner hekim kontrolünde çeşitli muayene ve testler gerçekleştirilir. FIV şüphesi taşıyan kedilerin teşhis süreçlerinde veteriner hekim tarafından uygulanacak yöntemler şu şekildedir:
  • Fiziksel muayene: Kedilerin dişlerini, diş etlerini, dilini ve ağız mukozasını inceler. Göz, kulak, deri, ateş, kontrolü yaparak enfeksiyon belirtilerini tespit eder.
  • Kan testi: Vücudun FIV ile mücadele etmek için ürettiği antikorların varlığı araştırılır.
  • ELISA testi: FIV antikorlarının tespiti için yapılan bir testtir.
  • Western testi: ELISA testinde bulunan antikorların spesifik proteinlere bağlanmasını belirler.
  • PCR testi: FIV virüsünün genetik materyalinin varlığını tespit eder.
  • Oral mukozal hücre testi: Ağız mukozasından hücre örneği alınarak virüsün varlığını araştırır.
  • Nötrofil sayımı: FIV, nötrofil sayısında azalmaya neden olabileceği için kan testi ile nötrofil sayısı takip edilir.

Tüm bunların yanı sıra kedilerde şüpheli bir ısırık izine rastlanması halinde yapılan test sonucu negatif çıksa dahi, devam eden 60 günün sonunda testin tekrarlanması kritik önem taşır.   
 

 
 

Kedilerde FIV Tedavisi Nasıl Yapılır?

Günümüzde kedilere bulaşan FIV hastalığını yok edecek bir ilaç henüz geliştirilememiştir. Ancak virüsün sebep olduğu ikincil enfeksiyonlar kedilerde FIV tedavisi süresince gerekli antibiyotiklerin kullanımıyla engellenebilir. FIV hastalığına sahip kedilere tedavi kapsamında uygulanabilecek yöntemler şu şekildedir:
  • Parazit kontrolü
  • Bağışıklık sistemini güçlendiren ilaçlar
  • İkincil enfeksiyonun önlenmesine yardımcı olacak ilaçlar
  • Enflamasyonun önlenmesine yardımcı olacak ilaçlar
  • Sıvı ve elektrolit replasman tedavisi
  • Bağışıklık sistemini güçlendirecek bir beslenme rutini

Erken FIV tedavisi, hastalıkla enfekte olmuş kedilerin yaşam sürelerini uzatabilirken iyi ve sağlıklı bir yaşam kalitesine sahip olmasına da büyük oranda katkı sağlar.
 

FIV Hastalığı Bulaşıcı mı?

FIV, kediler arasında bulaşıcı özelliği bulunan bir hastalıktır. Genel olarak kedilerin vücut sıvılarında bulunur ve en yaygın bulaşma yolu tükürük temasıdır. Ayrıca tırmalama ve derin ısırıkların görüldüğü durumlarda kediden kediye kolaylıkla bulaşabilir. Bir diğer FIV hastalığı bulaşma yolu ise kandır, bu yüzden nadir de olsa çiftleşmeyle bulaştığı görülebilir. Bunların yanı sıra anne sütü aracılığıyla da yavru kedilere bulaşabilir.
FIV virüsünde bulaş riskini artıran durumlar şu şekilde özetlenebilir:
  • Tüm vücut sıvılarıyla ama özellikle tükürük transferi
  • Ağız sıvısı yoluyla bulaştığı için ortak mama ve su kabı kullanımı
  • Nadir olarak çiftleşme yoluyla
  • Kan yoluyla; derin ısırıklar, açık yaralar ve deri tahrişleri sırasında
  • Anne sütüyle emzirme sırasında 
 

FIV Hastalığı Kediden Kediye Geçer mi?

Kedilerde FIV hastalığı, yalnızca kediler arasında bulaşıcı nitelik taşıyan bir hastalıktır. Kedilere temas eden insanlar yoluyla bir diğer kediye aktarılabilir ancak bu tür virüs sadece kedilerde yaşayabilir.
 

FIV Hastalığı Kediden İnsana Bulaşır mı?

FIV hastalığı, kedilerden insanlara bulaşan bir hastalık değildir. Ancak enfekte kedilerin vücut sıvılarıyla temas eden insanlar aracılığıyla diğer kedilere de taşınabilir. Kan yoluyla bulaştığı için yine ortak alanda birden fazla kedinin yaşadığı durumlarda, bir kedinin yaralanması sonucu evde bakım yapılması halinde, bakımı üstlenen kişinin eliyle bir diğer kediye bulaşabilir.